Friday, October 26, 2007

nefes

bizden belki de en cok cekenler, en cok haksizlik gorenler hep en yakinimizdakiler. her birimiz bir digerinin mutluluguna engelsek sayet, mutluluklarina engel olduklarimizin basinda en sevdiklerimiz geliyor. hepimiz tüm samimiyetimizle, dayanisma ve paylasma duygulariyla en yakinimizda olanlara sikintili ve acili zamanlarinda destek olur, kol kanat gereriz. peki ya dostlarimizin, canim cigerim dediklerimizin mutlu zamanlarini da kötü zamanlarini paylastigimiz gibi samimiyetle paylasiyor muyuz. onlarin mutlulugunu kendi mutlulugumuzmus gibi yasayabiliyor muyuz.

sözü fazla uzatmayayim, Kim Ki Duk'un son filmi Nefes'i izlerken düsündüm bütün bunlari. filmde tutkulu insanlar ve tutkulu iki iliski vardi ama bu filmi bir tutku filmi olarak kabul etmek yönetmenin aktarmak istediklerini fazlasiyla hafife almak olur. hemen hemen her karesinde insanin bencilligine ve kiskancligina vurgu olan, sevginin en güzel kanitinin sevdigimiz insanin kararlarina ve belki bir baska insanda bulacagi mutluluga saygi göstermek olmadigini söyleyen ve son olarak bana ' herkes öldürür sevdigini, kimi kin yüklü bakislariyla, kimi de oksayici bir söz ile öldürür ' dizelerini hatirlatan bir filmdi nefes.

ve son sahnedeki sarki, beni altüst eden, hic beklemedigim anda gelen o essiz sarki.

( film bugun beyoglu alkazar da gösterime girmis, kacirmayiniz. )

Thursday, October 18, 2007

dönüs üzerine

ne kadar zorlanirim zihnimde bir donus fikri canlaninca, en az bir yolculuga cikacak kadar gergin hissederim kendimi. butun dönüslerin icinde bir umutsuzluk, bir hüzün varmis gibi gelir bana. memleketinden kopmus birisinin dogup buyudugu topraklara geri donusunde bir hüzün gizlidir, tipki eski sevgilisine geri dönme karari alan birisinin yüzüne yerlesecek hüzün gibi. bir hatadan dönmek de hüzünlü degil midir aslinda ya da insanin her seyden soyutlanip kendisine dönüsünde de hüzün yok mudur.

aliskanliklarimiz mi belirliyor biraz donuslerimizi. taniyip bildigimiz zamanla ait oldugumuzu hissettigimiz yerlere, insanlara onlardan bir süreligine ayriyken veya tamamen kopmusken geri dönme arzumuzu canlandiran, bu istegi canli tutan sey nedir. güvenli bir siginaga duydugumuz ihtiyac mi yoksa bir belirsizlik mi kamciliyor dönüs istegimizi. nereye ve kime dönersek dönelim neyle karsilasacagimizi bildigimizi düsünür, bunun rahatligiyla da yapmaz miyiz dönüslerimizi. belki de oyle degildir belki de sirf neyle karsilasacagimizi bilemiyor olmaktir geri dönüslerimizin nedeni.

kimisi karsilacasacagi seyle yüzlesmeye hazir olarak, kimisi de neyle karsilasacagini bildigini dusunerek geri döner. sonuc, her ikisi icin de hayal kirikligidir.

Monday, October 15, 2007

giz

insanin kendi belali taraflarini, kusurlarini ve hatta gunahlarini bir baskasinda gordugunde hicbir zaman olmayacagi kadar acimasiz ve gaddar olusunu, yapilanlari sonsuz lanetleyisini nasil aciklayabiliriz dersiniz. gizli dünyalarimizin baska birilerinin yasamlarinda bile olsa karsimiza cikmasindan rahatsiz mi oluyoruz acaba. nedir bizi aslinda cok iyi tanidigimiz, kendi yasamlarimizda deneyimledigimiz karanlik davranislara birdenbire düsman eden sey. bir baskasinin karanlik dünyasina yönelik kiskanclikla yüklü bir merak mi bizi onlari ve yaptiklarini reddetmeye, ayiplamaya itiyor. yoksa kendimizi asil, üstün ve tutarli varliklar olarak kabul ettigimiz, kendi icimizdeki pislikleri gormek istemedigimiz icin mi bütün bu öfkemiz.

Thursday, October 11, 2007

sarki sözleri üzerine

kimligimizi insa etme sürecinde, ilk heyecanlarimizi, ilk hezeyanlarimizi anlamlandirma ve sorgulama cabalarimizda herhalde sarkilarin, muzigin etkisini yadsiyamayiz. hangi duygusal durumu yasiyorsak yasayalim, o duruma karsilik gelecek bir sarkimiz elimizin altindadir, ic ve dis dunyamizi dengeleyen oyle bir hale getirmisizdir ki bazi sarkilari, onlar olmaksizin belirli durumlarla bas edemez, sarkilarin tedavi edici etkilerine sirtimizi dayar, onlardan medet umariz.

benim icin bir sarkinin sözlerinden ve anlatmak istediklerinden daha cok muzigin ahengli akisi önemlidir. sarki sözlerine cogunlukla dikkat etmeyisimin nedeni sanirim anlamli bütünlerin bende yarattigi duygusal sinirlandirilmislik hissi. sözcüklere ve anlama yogunlasmadigim zaman bir sarki benim icin cok daha etkili ve bastan cikarici olabiliyor zira ne yöne gidecegimi belirleyen sey anlamli ve bir dayanagi olan kelimeler bütünü degil hicbir gondereni ve baglami olmaya hos bir ezgidir.

kulagima hos gelen bir melodiyle bosluga birakilmis gibi olurum, gercekten bas dondurucudur ama ne zaman ki isin icine sözcükler ve anlam dahil olur sanirim iste o zaman büyü bozulur.

Friday, October 05, 2007

taha akyol'un egri yolu

sabah gazeteleri karistirirken taha akyol un yazisi dikkatimi cekti. sali gunku mhp grup toplantisinda devlet bahceli'nin yaptigi uzun konusmadan söz ediyor ve bu konusmanin mhp de demokratik bir acilimin sinyali oldugunu belirtiyordu. akyol'a göre mhp yavas yavas icine kapali bir devlet anlayisindan uzaklasiyor, evrensel degerlere yakinlasma cabasi gösteriyordu.

simdi ben bu sözleri okuyunca hayretler icinde kaldim zira bahceli'nin sali sabahi yaptigi gercekten uzun konusmayi ben de izledim. ne var ki, benim dinledigim bahceli hayli sert ve kati bir tonda hazirlanan anayasayi elestiriyor, anayasada demokratik talepler adi altinda sinsice tuzaklar kuruldugunu belirtiyor, etnik ve kültürel farkliliklara vurgu yapilmasina da mhp nin milliyetci bir parti olarak karsi cikacagini söylüyordu.

herhalde taha akyol ya da ben baska baska konusmalar izledik diye düsünürken tarhan erdem'in de bahceli'nin konusmasini degerlendiren bir yazi yazdigini gördüm. biraz rahatladim, baktim erdem de benim gibi endiseyle takip etmis bahceli'nin sözlerini, bahceliden alintilar yapiyor ve yazisini soyle bagliyor: "anayasa tartışmaları içinde, 'önümüze konmuş tuzaklar', 'sinsi operasyonlar' göremiyorum; sayın Bahçeli biraz daha açık konuşursa bunları görebileceğimi sanıyorum. Şimdilik, bu korkulardan beslenen görüşlerin bizi taşıyacağı yerleri düşünüyorum ve saklamanın anlamı yok, endişeleniyorum!"

taha akyol, nasil oldu da bahceli'nin konusmasini bir demokratik acilim cabasi olarak gördü, gercekten anlayamadim ve acikcasi okuyucularini da mhp nin gorusleri hakkinda ciddi sekilde yaniltmis ve yanlis yönlendirmis oldu. bence bu da en az bahceli'nin konusmasi kadar endise verici bir durumdur.

cool hit counter