Tuesday, April 26, 2011

portreler ve düsler: nadir nadi

nadir nadi ismine yabanci degildim, aslinda ne kadar da yabanci oldugumdan haberdar degildim demeliyim. cumhuriyet gazetesi kurucusu yunus nadi'nin büyük oğluydu nadir nadi, babasindan devraldigi gazetenin yillarca patronlugunu ve başyazarligini yapmisti. II. dünya savasi sirasinda hitler almanya'sini destekliyordu ve onun bu tarafgirligi hic unutulmadi, unutulmadigi gibi onu tanimlamak, suclamak, yaftalamak isteyenlerin cümlelerinde hep ilk satir nadir nadi'nin hitler hayranligi oldu. dogrusu, benim icin de nadir nadi ismi hos seyler cagristirmazdi, onun kitaplarini okumak gelmezdi icimden. ta ki emine usakligil'in 'benim cumhuriyet'im' baslikli anilarini okuyuncaya kadar.

emine usakligil hala icinde tasidigi pekcok kirginligin etkisiyle biraz sivri dilli bir kitap yazmis. dayisi nadir nadi de onun sert üslubundan payini almasina aliyor ama dayisindan daha cok yengesi berin nadi'ye öfkeli olmasi, dayisini anlama cabasi göstermesini sagliyor. dayisinin büyük ölcüde yengesi berin nadi'nin etkisi altinda kaldigini su sözlerle anlatiyor: "güclü kisiligiyle kocasini etkisi altinda tutan, siyasete dayimdan daha cok merak sarmis, gazetenin sagladigi iktidardan haz duyan güclü kisilikli kadin."

kitabin kimi bölümlerinde nadir nadi tam bir canavar gibi görünüyor gözüme. örnegin, nazim hikmet'in 1951'de yurtdisina cikmasi üzerine gazetede onun fotografini yayinlayip, altina 'millet suratina tükürebilsin diye fotografini yayinliyoruz' diye yazmis olmasi beni cileden cikariyor, bir arkadasima 'ne pis bir adammis bu nadir nadi' diye mesaj dahi gönderiyorum.

beni nadir nadi'ye yaklastiran ve pek az tanidigimi yavas yavas fark ettigim gizemli bir adamin yasamini daha dikkatli bir sekilde incelemeye, onu ve yasadiklarini hayal etmeye cagiran sanirim emine usakligil'in su sözleri oldu: "annemin anlattiklarindan, dayimin gencliginde o kadar icine kapanik ve mesafeli olmadigini cikariyorum. sevecen, guclu ve ünlü bir baba ile buyurgan, üstelik kendisinden cok sey bekleyen bir annenin cocugu olarak, pek de sevmedigini bir meslege kendini mahkum hissetmesi, ayrildigi nisanlisinin intihari, kendisinden cok daha sosyal ve hirsli esinin asiri ilgisi, zor bir ülkenin zor kosullari altinda önemli bir gazetenin sorumlulugu dayimin icine kapanik olmasina biraz isik tutuyor."

bu sözleri okuduktan sonra nadir nadi'nin yasamina ve kisiligine duyarsiz kalamazdim. karsimda odasindan keman sesleri gelen, yasaminin son demlerinde yakin dostu bildigi mozart icin, dostunu anlatmak, ona bir selam gondermek icin 'dostum mozart' adli bir kitap yazan, belki de hicbir hayalini gerceklestirememis, bazen esinin istekleri, bazen annesinin beklentileri, bazen de sirtinda hissettigi tarihi sorumluluklarla beli bükülmüs mutsuz bir adam vardi.

cumhuriyet gazetesinin ve özellikle nadir nadi'nin izini sürmeye hasan cemal'in 'cumhuriyet'i cok sevmistim' kitabiyla devam ettim. Cumhuriyet gazetesiyle öylesine icli disli olmustum ki rüyalarimda gazete binasinda, vaktiyle ittihat ve terakki genel merkezi olarak kullanilmis, pembe kösk'de dolasmaya baslamistim. nadir nadi sanki odasina hasan cemal'i degil de beni cagiriyor, benimle konusuyordu: "berin'le yeni evlenmisiz. 1941 ya da 42 olmali. tarabya'da oturuyoruz. bir sonbahar günü sandalla bogaz'in karsi kiyisina geciyoruz. 'ah yaz bitiyor' dedi berin. yasli sandalci, 'daha durun bakalim, cok gencsiniz. daha baslamamis ne cok yazlariniz var'demisti. beyaz palabiyikli bir rum sandalciydi. ama bak, baslamamis yazlarimiz artik bitiyor galiba. dikkat et bir gün bakacaksin 'aa, ne cabuk gecmis hayat' diyeceksin.

bu sözleri 80'lerin ortasinda söylüyor nadir nadi, tüm yorgunluguyla, yaralanmisligi ve gün görmüslügüyle. yine o yillarda bir baska sey daha söylüyor, bir anket sorusunu bakin nasil cevapliyor: en sevdiginiz sey nedir diye soruyorlar, 'hicbir sey yapmamak, düs kurmak' diyerek yanitliyor.

celiskilerle dolu yasamlarimizda bazen insanlari fena taraflariyla taniyor, onlari sadece bu fena yüzlerinden ibaret sayiyor ve öyle benimsiyoruz. cok zahmetli bir is birilerini tanimaya calismak ve cok zor insanlara haksizlik etmeden yasamak. nadir nadi hüzün dolu bakislariyla, yesil koltugunda otururken canlanacak bundan böyle gözlerimde, o cekingen, dalgin, huzursuz haliyle. biliyor musunuz, nadir nadi, dostumdur benim.

3 Comments:

Blogger Emir Bey said...

pek çok insan var ki 4-5 yönünde biriyle gündeme getiriliyor, öyle de kalıyor gidiyor, iyi veya kötü

9:23 AM  
Blogger kırmızı rujlu balık said...

'hicbir sey yapmamak, düs kurmak'_
"olmayan düşlerin peşinde koşmaktan" çok daha zor şeydir şu hayatta

11:14 PM  
Blogger Melmoth said...

evet emir, maalesef oyle, insanin herhangi bir seyle ilgili yanilma payini aklinin bir kosesinde daima tutmasi gerekiyor sanirim.

kirmizi rujlu balik, evet hicbir sey yapmadan hayal kurmak cok daha zordur digerinden. bence iki nedeni vardir bunun; biri, cok daha derin bir hayal gücü gerektirmesiyse digeri gün gelip gerceklerle karsilasildiginda cok daha saglam bir yürek gerektirmesidir zira iyi bir hayalci icin gercekler yürek paralayicidir.

1:19 AM  

Post a Comment

<< Home

cool hit counter