Tuesday, January 26, 2010

görünmeyen

yaşamın belki de en keyifli tarafı hikayeler dinlemektir benim için. hikayelerini, insanı iki omuzundan tutup sallarmışcasına anlatanları daha bir severim, onların hikayelerinde insanın karmaşası vardır, güçsüzlüğü, kederleri, çıkmazları. kahramanlar vardır yani, tüm gerçeklikleriyle, gerçekten daha gerçek olan halleriyle insanlar vardır. bir de insanları görünmez kılan, birbirine benzeten fakat anlatım tekniğiyle şaşırtıcı olabilen hikayeler vardır. işte paul auster da karakterleriyle değil tekniğiyle şaşırtan yazarlardan biridir benim için.

auster'ın son kitabı 'görünmeyen'in, yazarın en iyi kitabı olarak değerlendirildiğini duyunca merak ettim, merakım hikayenin içeriğinden daha çok auster'ın uslubuna yönelikti. kahramanı olmayan bir hikaye anlatmış auster, okuyucuyu birçok ses arasında, kimi zaman hangi sözün hangi karakter tarafından söylendiğinin önemsizleştiği bir noktada bırakıyor. mektuplar, günlükler, tercümeler, geriye dönüşlerle kurulmuş bir hikaye ve biz kitabın sonunda 1967 yılında geçen bir dizi olayın anlatıcısının kim olduğu sorusuna tek bir isim veremezken, auster, gerçeğin hayal ettiklerimizden başka bir şey olamayacağını söylüyor.

1 Comments:

Blogger Esra said...

demek siz de auster hk yazmışsınız.
görünmeyen i bitirdim, bana göre en iyi kitabı değil.

4:06 PM  

Post a Comment

<< Home

cool hit counter