Wednesday, October 14, 2009

eldivenler, hikayeler

(can dündar'a tesekkur etmeliyim, bugunku yazisinda charles aznavour'a yer yermis, bir aznavour konseri artik istanbul'da gerceklesmeli demis. öteden beri söylerim, türkiye-ermenistan iliskilerini normallestirmek istiyorsaniz, ise önce aznavour'u istanbul'a davet etmekle baslayin diye. hicbir sey bir aznavour konserinin türk -ermeni iliskilerine yapacagi katki gibi olamaz. nihayet, birileri cikip benim bu dilegimi dillendirmeye basladi. az kaldi, aznavour istanbul'a gelecek.)

murathan mungan'in hikayelerini okudum, yasamlarinin sonbaharina denk düsen bir zamanda, bir seyler kaybetmis fakat ne kaybettiklerini de bilemeyen insanlarin günlügü gibiydi okuduklarim. alev alev yanmak yerine günesin usul usul isittigi bir yasami tercih eden, sakin, hüzünlü fakat hüzünlü oluslariyla da gururlanmayan insanlarin arayislarini okudum. iki hikaye özellikle dikkatimi cekti, 'krepen'in duvari' ve kitaptaki son hikaye 'gecici kesinlikler'.

tesadüflere inanir misiniz, ben inanirim, bu kelimeyi, bu kelimenin kerametini severim. tesadüfler vardir varolmasina da kimi zaman kimi durumlar tesadüflerin de ötesine gecerler. bazi anlar, bazi bakislar, bazi karsilasmalar vardir ki bunlar birer tesadüf degil bir baska düzeyde, zamanin bilmedigimiz bir yerinde, imzaladigimiz mukavelelerdir. ne zaman, nerede, nasil karsimiza cikar bu yaptigimiz kontrat bilinmez ama ciktiginda hissederiz. iste 'gecici kesinlikler' baslikli hikaye bana bunlari düsündürdü.

yasam, gercekten de acilarla doludur, gercekten de dayanilmazdir ama alip basimizi bu yasami terk etmeden önce ona ne kadar dikkatli baktigimizi son bir kez daha dusunsek fena etmeyiz ve belki de biraz gülümser, gitmek yerine kalmayi tercih ederiz gibi geliyor bana.

4 Comments:

Blogger Elsa said...

"hüzünlü fakat hüzünlü oluşlarıyla da gururlanmayan" diye anlatmanı sevdim o insanları.
yaşam acılarla doludur, gercekten dayanılmazdır gibi laflar ise ölüm diye bişey hayatımıza girdiğinde gerçek anlamını kazanıyor sanki. gitmek yerine kalmayı tercih etmeler de.

tesadüflere ise ben de inanırım, iki sene önce seni tanıdığımda o kontratın karşıma çıktığını hissetmiştim. keşke bütün tesadüfler o kadar güzel olsaydı.

(aznavour konser versin, yanında olup o heyecanını göriyim, en çok istediğim şeylerden biri.)

3:08 PM  
Anonymous Anonymous said...

bazen gözlerimi dikip bakıyorum aynada kendime bana demiş olduğu gibi.karşımda bir gün başka bir surat görecekmişim gibi.sanki saliselik bir dejavu hissi gibi görür gibi oluyorum derken kaçırıveriyorum o yüzü.sanki.ve onu yakalamayı başardığımda sanki bu yaşamdan kopup başka bir yere gidecekmişim gibi hissediyorum.tesadüfler,surprizler de sanıyorum ki o saliselik dejavu hissi gibi bir an için yakalanılan ve kaçırılan, aslında zamanın durduğu bir an gibi kısa bir kazanım olarak kalıveriyor

12:07 AM  
Blogger Melmoth said...

tesadüfler, ölüm ve sonsuzluk. düsünüyorum da bunlar nasil da icice gecmis sözcükler. tesadüfler, bize neyin düs neyin gercek oldugunu bilemeyecegimiz anlari yasatiyorlar. kontrol edemeyecegimiz bir düzenin sürüp gitmekte oldugunu söylüyorlar. büyük bir düzenin isleyisini hissediyoruz, ona müdahale edemiyor, o isleyisi bilmek de istemiyoruz. güzel olan tesadüfleri fark edebilmektir bence, fark ettikce daha da dikkatli bakabiliriz yasamlarimiza ve baktikca bir baska yasamin kapisindan girer gibi oluruz.

tesadüfler, kimi zaman da bana anlik aydinlanmalar gibi görünüyor. o anda yasamimiza dair her seyi bütün bir acikligiyla görüyor, hissediyoruz. ne ki, insan, o anlik yükselislerini, o farkindaligini koruyamiyor. dejavu hissi denilince bu aklima geldi, o anlik aydinlanmalar, gecmisimiz ve gelecegimizi bir anligina görme gücü. ve o an tanriya en cok yaklastigimiz, tanrinin gözüyle kendimizi gördügümüz andir zira tanrinin gözünde gecmis ve gelecek yoktur, yalniz simdi vardir.

1:39 AM  
Blogger Esra said...

tesadüflerin çalışma mantığına hayranım, keşke formuülasyonu ele geçirebilseydim:)

8:40 AM  

Post a Comment

<< Home

cool hit counter