Wednesday, April 01, 2009

elif safak nereye?

gectigimiz hafta bir yayinevinin yöneticisiyle sohbetimizde elif safak'in kitaplarinin artik ingilizce yayinlaniyor olusuna da degindik. neden türkce degil ingilizce, ticari kaygilarin bu tercihte payi var mi, peki ya baska yazarlar, onlar ingilizceye safak'tan daha az hakim olduklari icin mi tercih etmiyorlar yabanci dilde eser vermeyi gibi sorularin cevresinde donduk dolastik. benim o anda aklima gelmese de sonradan bilge karasu'yu düsündüm, dili türkcenin hasi olan bilge karasu'yu. ingilizce veya fransizcadaki yetkinligini hic kimsenin tartisamayacagi bilge karasu'yu. karasu, hiçbir eserini ingilizce yazmadiysa, bu tercih büyük ölcüde onun türkcenin sinirlarini genisletmek icin caba harcamasiyla alakaliydi. türkceyi kullanmak, kullanim imkanlarini arttirmak karasu'nun önceligiydi ve acikcasi yabanci dilde yazmaya calisanlardan da pek hazzetmezdi.

bir elif safak'i düsünüyorum bir bilge karasu'yu. son romanini populer bir yayinevinden 'ask' adiyla cikaran elif safak bana basarinin trajedisini hatirlatiyor.

9 Comments:

Blogger HEİDİ said...

kafamda istem dışı şekillenen "elif şafak önyargısı"nın nedenlerini sorgulayıp durmaktan yorulmuştum. neden koşarak gidip alıp okumamıştım kitaplarını bugüne kadar? politik duruşu şafak'a benzeyen pek çok yazara aynı tepkiyi göstermiyordum. katıldığım bir söyleşisinde derdinin "kimlik" olduğunu söylemişti elif şafak. "ötekileştirme"den bahsedip dile atlamıştı ve kitaplarını ingilizce yazıyor olmasının ona yeni, daha özgür bir alan açtığını anlatmıştı. ben de yine içimden sormuştum: dil ve kültür açmazı yaratmaz mıydı bu? daha beter bir kafa karışıklığı değil miydi? "ben ve öteki" kavramı bu kadar somutlaştırılırsa (new york'ta bir türk & istanbul'da bir ermeni)ve siyah-beyaz tekilliğinde basit bir zıtlığa indirgenirse nasıl daha yeni ve özgür alanlar açılabilirdi? benim dinlemek istediğim yabancılaşma hikayeleri buna benzemiyordu.

geçen hafta bir kitapçı vitrinini baştan aşağıya donatmış pembe kaplı ve kalpli "aşk" kitabını görünce yine bunları hissettim işte.

1:51 AM  
Blogger arda said...

This comment has been removed by the author.

4:02 AM  
Blogger Melmoth said...

bazen hakkaniyet adina hesabi dogru tutmak gerekir. pinhan'in ciktigi zamanlari hatirliyorum, safak'in cümlelerinin tekerleme gibi oldugundan söz ediliyor, türkcesi elestiriliyordu. edebiyat cevrelerinin genellesmis bir tepkisi diye düsünmüstüm. pinhan, beni heyecanlandirmisti, safak'in her kelimesi üzerinde sukunetle düsünerek ortaya cikardigi bir eser olarak kabul etmistim onu. hala da öyle kabul ederim.

bugunku elestirim de aslinda bununla ilgili, baska herhangi bir seyle degil. yayinevi degisikligini garipsedigimi söyleyebilirim ama ondan öte henüz okumasam da 'ask' kitabinin biraz aceleye gelmis olmasindan, yasayarak yazilmamis sanki ismarlama bir kitap olmasindan endiseliyim.

ele aldigi konulardaki ciddiyetini ve yetkinligini bildigim safak'in son kitabi hakkinda umarim yaniliyorumdur.

4:06 AM  
Anonymous Anonymous said...

önyargı kötü bir şeydir elbette.ama zaman o kadar hızlı akıyor ki bu yaşamda ve bu bize özellikle hissettiriliyor ki arsızca bir sürü şey yapmamız gerektiğini hissediyoruz.sebebi neyse ne bir sürü şey yapmak istiyorum,okumak istediğim bir sürü şey var,vs.. ve nedense seçim yapmakta önyargı bile bir süzgeç görevi görüyor sanki.yani okumak istediğim bir sürü insan varken önyargımı bir kenara bırakıp önyargı duyduğum yazarın eserini okumak istemiyorum sanırım.mükemmel bir insan da olmak zorunda değiliz bir yandan da.zaaflar,noksanlarımız da önemli.neyse uzun lafın kısası elif şafak hiç okumadım.bir his,başkasından duyulmuş bir sözün içimde yer etmesi.sebebi ne ise okumak istemedim.bu yüzden önyargı ile diyebilirim ki,çok da iddialı olmayan bir dille,mesele kendi dilinde yazmamak değil belki de.kafka,joseph conrad bu yazarlar da kendi dillerinin dışındaki dillerde yazmışlar.biliyorum biliyorum elif şafağınki aynı durum değil.ama yine de samimiyetle ilgili bir şeyler var gibi geliyor.pazarlama stratejisi demek de haksızlık olabilir.bilemedim.samimi hissedemedim başka bir dilde yazmasını.gerçi insanlar değişik şeyler de yapsınlar.muhafazakarlık hoş bir şey değil.kendi dilin dışında da yazabilirsin.yeter ki samimiyet olsun.

12:15 AM  
Blogger thelunatic said...

ben de bir yorum yapmak istedim ama author tarafından silinir endişesi kapladı bedenimi.

10:01 PM  
Blogger Melmoth said...

belki de birkac kitabini okuduktan sonra böyle bir karara varmak daha isabetli olabilir. yine de nedensiz hislere inanirim, onlarin pesinden gitmeye de.

author sensin lunatic, yani yukarida silinen yazi benim kendi yazim, baska bir yorumu silmis olsaydim orada 'removed by the blog administrator' yazacakti. yani gonlun rahat olsun, yaz diledigin gibi.

11:15 PM  
Blogger Fortunata said...

Merhaba, bu ülkede hala ve ısrarla Elif Şafak okuyanlar oldukça, biz ve bizim gibiler daha çok yazar bloglarda... Yine de bu yazdıkalrınıza katılmamak mümkün değil. Her defasında bu konuda konuşmayacak ve payelendirmeyeceğim şu muhteremi diyorum ama duramıyorum!

5:42 PM  
Blogger Kunegond said...

Bilge Karasu'da Elif Şafak'da daha niceleri gibi değerli ve düşünce ürünü ortaya koyabilen kişiler. Yazı yazmak çok kişisel ve duyguları ifade etmekle ilgili olan bir uğraş. Bir yabancı dili iyi bilen kişilerin bazı duyguları bazen o dilde daha iyi ifade edebileceklerine inanıyorum.
Ana dil konusunda bu kadar hassas davranılıyorsa eğer öncelikle yabancı dilde eğitim veren Robert Kolej, Saint Joseph gibi liseleri, Boğaziçi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi gibi kurumları Türkçe eğitime döndürmek gerekir ki yeni yetişen gençler ana dillerine hakim olabilsinler. En saygın iş yerleri bile Türkçe iletişim kuramayan çalışanlar ile dolu malesef...

7:27 PM  
Blogger Melmoth said...

fortunata, aslinda elif safak romanlari üzerine keske daha fazla konusulsa, daha fazla elestiri yazisi yayinlansa diye de düsünüyorum. bu yazida da elif safak üzerine degil onun kitabi üzerine bir seyler söylemis olmayi isterdim.

kunegond, süphesiz baska dillerde yazarak, o dilin imkanlarindan yararlanmak isteyen yazarlar var. benim merakim, ingilizce yazarlarken, romanin pazarlama ve ceviri süreclerini de düsünüp düsünmedikleri.

egitim konusu, aslinda senelerdir konusalan, bir sonuca da ulasmayan bir konu. kendi adima, bir sinifin icinde iki türkün fransizca konusmasini her zaman yadirgadigimi söylemeliyim.

3:34 PM  

Post a Comment

<< Home

cool hit counter